Biz büyürken insanlar iyi ve kötü olarak anlatıldı. Okuduğumuz masallarda, oynadığımız oyunlarda, tarih kitaplarında salt iyi ve salt kötü vardı. Elbette sorgulanamayacak ve kabul görmeyen kötülükler var. Diğer yandan, yaşamın getirdiği, ailenin sebep olduğu, sosyal çevrenin kattığı irdelenmeyenler de var. Yaşadıkça, okudukça iyinin sadece iyi, kötünün sadece kötü olmadığını fark ediyoruz. Ama maruz kaldığımız kötülükte “Aman ben mi uğraşacağım onun içindeki iyiliği çıkarmaya?” deyip...
Arşiv - Mart 2022
The Game (1997)
Yaş aldıkça, yenilen kazıkların “tecrübe” adıyla kibarlaştırıldığını fark ettikçe çevredeki insan sayısı azalıyor. Bu bir tercih mi mecburiyet mi, bilmiyorum. Ben 3 sene önce sıkı bir sadeleşmeye girip kendi yolumda ilerlemeyi seçtim. Öbür türlü kendimden fazla ödün vermeye başlamıştım. Yalnızlık güzel hoş da sınırı, ölçüsü nedir? Daha dingin, daha öze döneyim derken ipin ucu kaçar mı? İşte karşınızda David Fincher’ın ilk filmlerinden, sürpriz sonlu ve gerilimi sürekli ayakta tutan...
Angela’s Christmas (2017)
Plan program yapmayı, liste hazırlamayı seven biri olarak yıl sonu, en sevdiğim dönemlerden biridir. Yeni ajanda alır, senelik planlarımı yazar, kitapları listeler, film hedeflerimi belirler, hayallerimi kurar ve gerçekleşmesi için çaba gösteririm. “Geçmişi geçmişte bırakmak için bir sebep daha” deyip umuda yelken açarım. Hayalcilikse hayalcilik olsun, takmam kafaya. Ruhuma iyi geldikten sonra kime ne. Cumartesi gecesi tam da 2022 için bir şeyler araştırırken önüme iki bölümlük kısa animasyon serisi...
Cloudy With a Chance of Meatballs (2009)
Annemin hayali öğretmen olmamken ben avukat olmak isterdim. Hayalimi annemin annelik hakkını helal etmeme vicdanıyla bıraktım ve beyaz yaka olarak çalıştım. Bu nedenle Celil Ediz’in şimdiden hayalindeki mesleklere tutunmasına çok seviniyorum. Sırayla polis, itfaiyeci, dondurmacı, fırıncı, veteriner olmak istedi. Hevesle çalışacağı meslek diliyorum da acaba “Yok artık daha neler!” diyeceğim bir hayale kapılır mı? Karşınızda iştahınızı açarken düşündürecek bir animasyon: Köfte Yağmuru Flint mucit...
Chocolat (2000)
Bir kadının güçlü olmak zorunda kalması, toplum normlarına kafa tutma mecburiyeti, kendi ve çocukları için ayakta dik durma ihtiyacı çok yorucu değil mi? Hem çevreye hem erkeklere karşı sürekli mücadele içine giriyoruz. “O ne der?”, “Böyle yaparsam çocuğum etkilenir mi?”, “Aman ağzımızın tadı bozulmasın, susayım.” gibi kendimizi yıpratan cümlelerle arka plana geçme eğilimindeyiz. Fiziksel ve psikolojik şiddet bunun en üzücü kısmı elbette. Hele ruhunuz ve fikriniz özgürken tek başına çocuk...
The Kindergarten Teacher (2018)
Sinema tutkunu bir anne olmama rağmen 5 yaşındaki oğluma hala film seyrettirmiyorum. Diğer yandan, henüz karnımdayken ona okumaya başladım. Devamında kumaş ve sesli kitaplarla seviye atladık. Büyüdükçe önce odasına küçük, sonra salona kocaman kitaplık yaptırdım. Beni de hep okurken görür ve onla da her gün okuruz. Zaman zaman “Okuma konusuna takıntılı mıyım?” diye düşünüyorum. Hadi benimki masum bir hayal ama ya evlatlardaki eğilimi/yeteneği takıntı hale getiren öğretmeni olursa? Karşınızda dram...
Ratatouille (2007)
Kenan Doğulu “Ne yaparsan yap, aşk ile yap” derken hayallere dalmak çok güzel. İşi pratiğe dökmek, risk almak, herkese inat yılmamaksa hiç kolay değil. Zira her alanda bir yarış, egolarını tatmin etmeye çalışanlar, kendi başarısızlıklarına sizi çekmek isteyen dost görünümlü gulyabaniler var. Sabırla yola devam etmek zor ama oturduğun yerde söylenmektense denemeye değer. E sanırım yemek düşkünü fare kadar cesaretiniz vardır. Karşınızda yılların eskitemediği Ratatuy Fare Remy’nin en büyük...
One Day (2011)
Filmlere bakışım annelik sonrası çok değişti. Öncesinde romantik filmde çiftler tartışırken üzülürdüm, şimdi “Çocukluğunda nasıl bir süreçten geçti de konuyu kavga haline getirdi?” diye düşünüyorum. Fazla okumak mı, başkasını koşulsuzca sevmek mi yoksa çocukla beraber büyümek mi sebep, bilmiyorum. 9 sene önce izlediğimde ağlatan, şimdiyse sorgulatan bir film bunun ispatı oldu: One Day. İzleyenlerin çok olduğunu düşünerek SPOILER içererek yazmak istiyorum. İZLEMEYENLER İÇİN...
AlRawabi School for Girls (2021)
İlkokuldayken ismim nedeniyle, ortaokuldayken de tutucu ailem nedeniyle sözlü akran zorbalığına maruz kaldım. Şimdiki akıl çocuk bedeninde olmadığından aynı üslupla cevap veremiyordum. Bundan ötürü Celil Ediz’in arkadaşlarıyla ilişkisini çaktırmadan hep sorgularım. Doğru görünmeyenleri kendi çocukluğumdan örnek vererek uyarırım. Bunun ciddi sorun olduğunu bildiğimden bir Netflix mini dizisi önermek istiyorum. Karşınızda akran zorbalığını irdeleyen AlRawabi School for Girls Prestijli AlRawabi Kız...
Waitress (2007)
Sizi hayata bağlayan tutkunuz nedir? Konu para kazanıp kazanmamanız değil. Onla ilgilendiğinizde her şeyin tozpembeye döndüğü, dertleri kapının arkasında bıraktığınız, kan basıncınızı normalleştiren şey nedir?Benimki malum. Tutkusunu mesleğine dönüştürebilen, hayattaki soru işaretlerinin cevabını o tutkuyla bulabilen insanlar çok şanslılar. Peki, hayatın tüm kötülüğü o tutkuyla temizlenir mi? Bugün karşınızda güçlü bir kadının berbat evliliğiyle mücadelesi içinde turta tutkusu var: Garson...