Rol modeli olmadan büyüyen veya yanlış rol modele sığınan çocuklar, ebeveynden birinin fiziksel yokluğunun acısını diğer ebeveynden çıkaran ergenler, çocukken ebeveyni tarafından sebepsizce terk edilen gençler, anne babalığın ne olduğunu görmeden anne baba olmaya çalışan ama bu arada evlilikte bocalayan insanlar… Her biri onlarca kitaba, filme konu olmuşlar 📚 Zira çoğu evde çocukluktan kalma kalp kırıklıklarıyla saçlarına ak düşmüş mutsuz bireyler var 👵🏼👴🏻 İyi bir eş, iyi bir anne baba olmak için çok uğraşırlar çünkü çevresinde rol model olamayan insanlar onların da “beceriksiz” olacaklarına emindirler. Sahi, cidden öyle midir 🧐Cevabı Nuh Tepesi’nde arayalım 📽
Ömer, babasının son isteğini yerine getirmek için memleketleri Bursa’ya gider. Çocukken diktiği bir ağacın dibine gömülmek isteyen baba, köylülerin vetosuyla karşılaşır. Zira ağacı o değil, Nuh Peygamber dikmiştir!
Fazlasıyla aşina olduğumuz bir çatışmayla karşı karşıyayız: Baba – oğul 👨👦 Babanın aileyi terk edişiyle ciddi zorluk yaşayan bir erkek karakter, içindeki hesaplaşmayı 41 yaşına gelmesine rağmen bitiremiyor. Filmi diğer baba oğul çatışmalarından ayıran ve kendine çeken yanı ise baba ve oğlun bir sahnede tüm hesapları ortaya dökmeleridir 🗣 Hatta Ali Atay, Ömer karakteriyle öyle bir konuşuyor ki hayattan nefret edişi, evliliğini koruyamaması, babasının hıncını annesinden çıkarması psikoloji kitapları okumaya eşdeğerdi ✌🏼 Ailesiyle hesabını kapayamamış koca bir adamın sessiz çığlıklarını, ettiği tüm küfürlerin içinde görmeye başladım.
Nuh Tepesi’ni “taşra sineması”na koyan yazıların haklılığı yanında benim aklımda büyüyememiş bir çocuk ile babalık yapmamış, içten içe öfkemi kazanan bir karakter kaldı 👍🏼 Herkese hitap edemeyen sanat filmlerinden biri olsa da başarılı kadrosu, ilgi çekici atmosferi, seçtiği konu ve uzun olmayan süresiyle izlenmeyi hak ediyor ✅ “Tek çocuk hiç çocuk” diye diye 5 yıldır kafamın etini yiyenler var. Çocuğun sayısına değil de ailenin huzuruna bakan kaç kişiyiz acaba 👀 IMDb 7.2, 109 dk, türü dram