Sinema

Train to Busan (2016)

Anne olunca filmlere bakış açım tamamen değişti. Her filmde evlat kokusu, annelik vicdan azabı ya da mutluluk gözyaşı buluyorum 🙄 Anne olmadan önce ve olduktan sonra değişmeyen tek şey ise korku-gerilim filmlerine olan tutkumdur 😍 İzlerken çok geriliyorum, hatta evdeysek Onur’un mutfağa bile gitmesine izin vermiyorum ama gene de çok keyif alıyorum 😁 Sanırım monoton annelik/ev kadınlığı hayatıma renk katıyor 🌈 Train to Busan’ı da bol adrenalin ve gözyaşı içinde izlediğim için listeye eklemek istedim 📽

Kızını sürekli ihmal eden işkolik baba, kızının doğum gününde ısrarına dayanamayarak onu uzaktaki eski eşinin yanına götürmek için trene biner 🚂 Tam bu sırada Güney Kore’yi saran ama henüz duyulmayan zombi virüsü, trendeki bir kadınla herkese yayılmaya başlar 🧟‍♂️🧟‍♀️ Sebebi belirlenemeyen virüs yüzünden hem baba kız hem de diğer yolcular amansız bir mücadeleye girerler. Zombi sevenler için ABD toprakları dışına çıkan bir yapımı seyretmek hayli keyif veriyor. Filmi diğerlerinden ayıran şey ise kesinlikle baba kızın ilişkisi ve yaşadıkları dramdır 👨‍👧 Bu türde beklenmeyen ama duyguları birebir yansıtan sahneler, zombi filmlerine bakışınızı bile değiştirebilir. Klişeler barındırmasına rağmen, içindeki ailevi mesajlar kalbinizi fethedecek ❤️ Okurken komik geldiğinin farkındayım, izleyince hak vereceksiniz. IMDB 7.5, 118 dakika, türü-korku-gerilim-aksiyon 🍿

#sinemaseveranne #traintobusan #zombie #filmtavsiyesi #filmönerisi #annetavsiyesi #babafilmleri

Yazar hakkında

sinemaseveranne

Yorum Bırak