Celil Ediz’in doğduğu seneye kadar Oscar törenlerini dört gözle beklerdim. Birbirinden iddialı birçok filmi törene kadar seyretmek ve her seyrettiğimde listeye bir tik atmak sinemasever ruhuma çok iyi gelirdi. Lakin hem annelik sorumlulukları hem de Oscar adaylarının 5-6 filmde toplanması o eski heyecanı bırakmadı. İşte hem çocuklarla izlemeniz için hem de ruhunuzu tazelemek için bir animasyon: Klaus! Akıllanması için postacı olarak çok uzak bir kasabaya gönderilen Jesper, orada kendi ürettiği oyuncaklarla...
Arşiv - Nisan 2020
The Irishman (2019)
Yoğun ataerkil görüşlerin olduğu bir evde 2 abiyle büyümenin etkisiyle “erkek muhabbetlerine” aşinayım. Futbol, mafya dizi ve kitapları, arabalar, kadın erkek ilişkilerindeki bazı detaylara epey maruz kaldım. Ortaokul-lise yıllarında Mario Puzo’nun tüm kitaplarını hatmetmiş, sinema dünyasında favori filmim yıllarca Godfather serisi (hala favorilerimdendir) kalmıştır. Bundan ötürü Martin Scorsese’nin eril bakış açısıyla çektiği filmleri de severim (bakışı savunmam, o ayrı); film 3,5 saatlik bile...
The Witcher (2019)
Bizim evde film-dizi beğeni türleri farklıdır: Ben korku gerilim severim, Onur fantastik-bilimkurgu hayranıdır. Filmlerde ortak noktayı yakalamak daha kolay olsa da beraber dizi izlemek için birinin özveride bulunması gerekiyor! The Walking Dead, Dark, Stranger Things ortaklaşa izlediğimiz diziler. Sanırım özveride bulunan tarafı fark ettiniz 😀 Sıradaki dizimiz ise The Witcher oldu! Yüzyılı aşkın süredir beraber yaşayan insanlar, elfler ve cüceler arasındaki barış biter ve yeni ırklar arası savaş başlar...
Masum (2017)
Ulusal kanal dizilerinin süresi, reklam uzunluğu ve birbirinin aynı senaryoları seyirci olarak beni uzun süredir bezdirdi. En son soluksuz izlediğim İstanbullu Gelin de bitince televizyon ekranına bağlayacak bir proje henüz çıkmadı. Bu nedenle internet dizilerine odaklanmak hem zaman hem kalite açısından daha elverişli hale geldi! Türkiye’nin ilk internet dizisi olan Masum aslında bize çok büyük kapılar açtı, kıymetini yeni fark ediyoruz! İşte karşınızda bir araya gelmesi zor kadrosuyla Masum! Tarık, bir...
Enough Said (2013)
Hayat gençken işle, çocukla hızlıca akıyor da çoluk çocuk büyüyünce ve hayata daha umursamaz bakışı takınma yaşı gelince boşluk doldurmak zorlaşıyor. Hele yalnızsanız veya beraberliğinizde ortak paylaşım yapacak bir şeyiniz kalmadıysa hayat daha da zorlaşıyor. Zira tekrar tekrar hata yapmak o yaşlarda korkutucu gelebiliyor(muş)! Henüz o yaşa ulaşmadım ama çevremde çok tanıdık var! Belki bu yüzden Onur’la emeklilik hayallerimizi şimdiden yapıp heyecan duyuyoruz: Ortak hayallerle yaşlılıkta yalnız...
Coherence (2013)
Hayatımız yaptığımız tercihlerin toplamıysa ve bazen zamanlama bazen yanlış tercihler nedeniyle “Ya onu yapsaydım, ya orada olmasaydım, ya başka okulda okusaydım” gibi sayısız düşüncelere dalıyoruz. Anneliğimde hep şunu sorguladım: Daha erken evlenseydim (bunu çok isterdim) anne olmadan önce daha çok gezip, eğlenip, Onur’la baş başa daha çok kalabilseydim daha sabırlı olabilir miydim? Veya 20’lerin ortasında anne olsaydım enerjim daha fazla olur muydu? Eminim sizin de böyle sorularınız vardır hayata...
The Lunchbox (2013)
Şehir hayatının stresi, yoğunluğu, maddi manevi götürdükleri öyle yoruyor ki emeklilikte sakin bir kasabada domates salatalık ekmeyi hayal edebiliyoruz. Aslında stres, yoğunluk bahane; iletişimsizlik öyle bir safhaya çıkıyor ki kendimizi kalabalık içinde yapayalnız hissediyoruz. Milyonların içinde, her gün kalabalık ulaşım araçlarında birbirimize selam vermeden geçip, akşam eve gelince yorgunluktan bitap düşerken uzun uzun sohbet etmeye üşeniyoruz. Hafta sonu buluşmalarını yoğunluk ve yorgunluk bahanesiyle...
The Big Sick (2017)
İmza atılsın ya da atılmasın, ilişki içindeyken ister istemez kişilerin aileleri sürece giriyor. Eğer aile ilişkileri kuvvetli insanla beraberseniz veya bu sizseniz, işler beklenmedik boyuta ulaşabiliyor. “Her şey senin iyiliğin için, sen üzülme diye evladım” sözleriyle başlayan karşı çıkmalar, “Sen daha ne gördün ki, nereden bileceksin ki?”yle yükselen serzenişler bir seçim yaptırmak zorunda bırakıyor. Aileler haklı veya haksız demiyorum, her ilişkinin süreci farklıdır lakin doğru yaklaşımla...
Öteki Taraf – The Hidden Face
Sinemanın geçmişi tahminden daha kısa olsa da özgün senaryoya ulaşmak artık kolay olmuyor. Sebep olarak tüketimin hızı, çok film çekme talebinden dolayı detaylara ayrılan kısıtlı zaman, hitap edilen toplumun kültür seviyesi gibi sayısız madde gösterilebilir. Bu yüzden sıklıkla uyarlamalara gidiliyor. Türkiye’de uyarlamalar eleştiri alsa da orijinalinden daha etkili projeler de çıkıyor. En son 7. Koğuştaki Mucize, sadece ülkemizde değil tüm dünyada aldı başını gidiyor! Netflix sayesinde 3 yıl sonra...
The First Grader (2010)
Rahmetli babaannem 7 yaşındayken annesini kaybetmiş. Yeni doğan kardeşine annelik yapıp hayata tutunayım derken ne çocukluğunu bilmiş ne de okula gitmeyi. Yoktan var etmiş, ettirmiş. Sevgi göremediği ve bilmediği için de anlaşması pek kolay biri değildi; duygusal bakamazdı olaylara. Çok nadiren anlattığı hayat hikayesinde hayli büyüdüğünde öğrendiği okumayı unutmazdı. Hatta Kuran okumayı da geç yaşlarda öğrenebilmiş, Alzheimer ve kalça kırıklığından vefat edene kadar da hep elinde Kuran’ı...